ANADİLİMİZİ YÜREĞİMİZLE, DİĞER DİLLERİ BEYNİMİZLE KONUŞURUZ.
FARKLI DİL, KÜLTÜREL ZENGİNLİKTİR. Annesinin cenazesinde “ Şumşine Nanakçimi” diye ağıt yakan kadın, tüm hayatı boyunca duyduğu ama konuşmadığı, çocuklarına da öğretmediği için unutulmaya mahkum bir dilde ağladığının farkında mıydı? Pazarda, sokakta, mahalle aralarında duyduğumuz Çerkezce, Gürcüce, Abazaca, Lazca dillerinin uzun zamandır giderek daha az konuşulduğuna tanıklık ederken “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” deyişini sadece İngilizce, Almanca dillerini bilmek olarak mı algılıyoruz? Bu topraklarda doğan, bu topraklarda hayat bulan dillere; Türkiye’nin kültürel mirası olduğunun farkına varıp sahip çıkmazsak, Türkçe’den başka dillerin yaşamasına izin vermezsek, Türkçe’nin de yayılmacı bir dil olan İngilizce karşısında giderek yok olmasının önüne geçemeyiz. Günümüzden 5000 yıl kadar önce bu topraklarda, Dicle ve Fırat nehirleri arasında Mezopotamya” denilen bölgede tarihin en eski uygarlığı olan Sümer Uygarlığı yok olmaya başladığında, Sümerli bir öğretmen yaşadığı acıyı ş...